Creasoup

Farmaskop - İlaç ve Sağlık Profesyonellerinin Dergisi

3 Temmuz 2009, Cuma 19:07

Sağlık alanında arz ve talep

Değerli Farmaskop okuyucuları; geçen sayıdaki yazımı, sağlık sektörünün kendine özgü özellikleri nedeniyle tamamen serbest piyasanın işleyişine bırakılmasının mümkün olmadığını ve ülkeden ülkeye değişmekle birlikte kamunun mutlaka bir şekilde sağlık sektörüne müdahale ettiğini belirterek tamamlamış, bu müdahale alanlarıyla ilgili örnekleri daha sonra ele alacağımı ifade etmiştim. Bu sayıda, bu müdahaleyi zorunlu kılan en önemli özelliklerden biri olan arzın talep yaratması konusu üzerinde durmak istiyorum. Arzın talep yaratmasının nedenleri ve sonuçları sağlık ekonomisinin en önemli çalışma alanlarından birisidir ve herhangi bir sağlık politikasıyla ilgili değerlendirmelerde sağlık sektörünün bu özelliğinin mutlaka dikkate alınması gerekir. Burada, sağlık arzı teriminin hem bu hizmeti veren sağlık personelini (hekim ve diğer) hem de sağlık hizmetlerini sunan tüm kurumları kapsadığını ifade etmek gerek. Bu yazıda arz konusu sadece hekim ile sınırlı tutularak ele alınacaktır ancak bu bağlamda ele alınan tüm konular diğer sağlık sunucuları için de geçerlidir.
Genel ekonomik kurallara göre, herhangi bir mal ya da hizmet için serbest rekabet kurallarının işleyişi belli kurallara bağlıdır ve bu kurallardan birinin o mal ya da hizmet için işlememesi durumunda serbest piyasanın gerekleri yerine gelmez. Dolayısıyla mutlaka o alan ile ilgili bir müdahaleye gerek vardır. Bu kurallardan birisi, o mal ya da hizmeti talep edenlerin satın alma kararını etkileyecek tüm bilgiye sahip olmaları ve karar verirken kararın sonucunda elde etmeyi bekledikleri faydayla katlanacakları maliyet arasında bir değerlendirme yapmalarıdır. Bir başka ifadeyle, sağlık hizmetini talep edenlerin her doktor ziyaretinde doktora gitmelerine neden olan hastalık ve sonuçları, tanı ve tedavi için yapılması gereken işlemler hakkında en az doktor kadar bilgi sahibi olması gerekir ki doktorun kararlarını sorgulayabilsin ve hangi sağlık hizmetini alıp hangisini almayacağına karar versin. Hepimizin bildiği gibi, her ne kadar son yıllarda medyada yapılan yayınlar, internet gibi olanaklar aracılığıyla günümüz hastaları 10-20 yıl önceki hastalara göre çok daha bilgili olsalar da nihai olarak bakıldığında doktorun verdiği ilacı, yapılmasını istediği tetkiki ya da operasyonu sorgulayacak ve bu konudaki kararlarda yetkin hasta sayısı son derece sınırlıdır. Elbette ikinci hatta üçüncü ve dördüncü görüş alma hakkı hasta açısından her zaman mümkündür ancak bu durumda da nihai karar hekim tarafından verilecektir. Hasta ile hekim arasındaki bu bilgi asimetrisi, serbest piyasa kurallarına göre bir araya gelen hekim ve hastasıısından bakıldığında tüketici hakimiyeti kavramının sağlık sektöründe işlememesine neden olmaktadır.
Arzın talep yaratmasının en önemli sonuçlarından biri, arzın kendi hizmetleri için gereksiz talep yaratabilmesidir. Bilgi asimetrisi nedeniyle hasta kendi sağlığı ile ilgili kararları verme sorumluluğunu hekime devretmekte, hekim de bu kararları hasta adına almaktadır. Burada, hekimin verdiği hizmetin karşılığının nasıl ödendiği konusu önem kazanmaktadır. Eğer ödeme yöntemi hizmet başına ödemeyi esas alıyorsa bu durumda hekimin kendi hizmetlerine talebi artırma konusunda motivasyonu söz konusu olacaktır. Özellikle verilen hizmetlerin gerekliliği konusunda izleme ve kontrol sistemlerinin gelişmediği ülkelerde sağlık hizmetlerini sunanlar, klinik özerklik kavramını da kullanarak gereksiz işlem, tedavi, operasyon yapmak konusunda daha rahat olacaktır. Bugün sağlık sistemlerinin en önemli sorunlarından biri de, sağlık sistemlerinin yüzyüze olduğu gereksiz talep ve bunun toplum sağlığı ve sağlık harcamaları üzerindeki etkisidir. Son yıllarda Türkiye’de “Sağlıkta Dönüşüm” programı çerçevesinde yapılan değişikliklerde sık sık gündeme gelen konulardan biri, özellikle performansa dayalı ödeme yöntemine geçilmesinden sonra sağlık hizmeti sunanlar tarafından yaratıldığı düşünülen gereksiz talep konusudur. Sosyal Güvenlik Kurumu da hem sağlık hizmetlerinin hizmeti sunum noktasında ücretsiz olması nedeniyle ortaya çıkan gereksiz sağlık kurumu başvurularını azaltmak hem de sağlık hizmeti sunucularının gereksiz işlem yapmasını engellemek amacı ile SUT ile ilgili çeşitli düzenlemeler yapmış ve katkı paylarını da içeren önlemler almıştır. Ancak bu önlemler ortaya çıkan ve acilen çözülmesi gereken bir soruna palyatif çözümler olarak gelişmiştir. Bu tartışmalarda sık sık gündeme gelen konulardan biri gerçekten sağlık hizmetine ihtiyacı olduğu halde bu engeller yüzünden herhangi bir sağlık kurumuna başvuruda bulunmayan kişiler varsa bunların sağlığının nasıl etkilendiğidir. Son dönemlerde basında sıklıkla yer alan SGK’nın sağladığı olanakların sağlık hizmetleri sunucuları tarafından nasıl kötüye kullanıldığına ilişkin örnekler, Türkiye’de de arzın talep yaratması konusu ile ilgili çalışmaların bir an önce başlaması gerektiğini ortaya koymaktadır.

 


SİZ DE YORUM YAPIN